2 Kasım 2008 Pazar
ALLERJİK RİNİT (SAMAN NEZLESİ)
Sıklığı
Allerjik rinit, genetik geçişli allerjik hastalıkların en sık görüleni olup pek çok gelişmiş ülkede nüfusun yaklaşık %10-20'sinde bulunmaktadır. Son 10 yılda hastalık artış göstermiştir. Allerjik rinit sıklığı Kuzey Avrupa ülkelerinde %7, Güney Amerika'da %9-11, Avustralya'da %27.6 olarak bulunmuştur. ABD'de kronik hastalıklar sıralamasında 6.sırada yer almaktadır. Alerjik rinit'in ortalama başlangıç yaşı 10'dur. Vakaların %80'de 20 yaşından önce başlar. Çocukluk çağında erkekler kızlardan daha çok etkilenir, erişkinlerde sıklık her iki cinste aynıdır. Hastalık ortaya çıktıktan sonra genellikle yıllarca devam eder.
Allerjik rinit hayatı tehdit eden bir hastalık değildir, ancak insanların yaşam kalitesini önemli oranda etkileyen bir hastalıktır. Allerjik rinit erişkinlerde işgünü, çocuklarda okul günü kaybı ile olduğu kadar; tedavisi için harcanan paranın oldukça yüksek olması nedeni ile de ekonomik açıdan da zarar vermektedir. Bu nedenle Allerjik rinit tanı ve tedavisi oldukça önemlidir.
Allerjik rinit burun mukozasının (burun iç yüzünü örten zarın) enflamasyonu (ödemi- enfeksiyona bağlı olmayan iltihabı) olarak tanımlanır. Burunda kaşıntı, hapşırık, sulu burun akıntısı ve burun tıkanıklığı ile karakterizedir. Baş ağrısı, koku alma bozukluğu ve konjuktivit gibi bulgular da eşlik edebilir.
Allerjik rinit sebep olan alerjene göre mevsimsel (polenler, bazı küf mantarları) ve perrennial=yılboyu süren (ev tozu akarı, hayvan deri döküntüsü ve tüyleri, bazı küf mantarları) olarak sınıflandırılabilir. Ancak bu iki grup arasındaki ayırım her zaman kesin olarak yapılamayabilir.
Son yıllarda allerjik rinit sınıflamasında bulgular ve yaşam kalitesi parametreleri kullanılarak
Süreye göre
- Aralıklı
- Sürekli
Hastalığın şiddetine (yaşam kalitesine etkilere) göre
- Hafif
- Orta/Şiddetli
olarak gruplara ayrılır.
Allerjenlerin yanında hava kirliliği, sigara dumanı gibi bazı çevresel etkenler de allerjik reaksiyonlara sebep olabilir ya da şiddetlendirebilir.
Ayrıca çeşitli iritan maddeler, ısı ya da nem değişiklikleri allerjik hastaların şikayetlerini artırabilir.
Allerjik Rinit Gelişimi İçin Risk Faktörleri
-Ailede allerji öyküsü
-Sosyoekonomik düzeyin yüksek olması
-Hayvan ve toz akarları gibi kapalı mekan alerjenlerine maruz kalma
-6 yaşından önce serum IgE seviyesinin 100IU/ml'nin üzerinde olması
-Pozitif allerjik deri testinin olması
Allerjik Rinit Tanısı
Alerjik rinit tanısında en önemli adım aile hikayesini ve hastaya daha önce uygulanmış tetkik ve tedavileri içeren ayrıntılı sorgulamadır. Hastanın yaşı, şikayetlerinin hangi ortamlarda ortaya çıktığı sorulmalıdır. Genetik yatkınlık söz konusu olduğundan aile hikayesine de dikkat etmek önemlidir. Ayrıca alt solunum yolu hastalıkları, cilt bulguları, gıda allerjisi sorgulanmalıdır. Ayrıntılı sorgulamayı takiben kulak burun boğaz muayenesi yaptırılmalıdır. Sadece allerjik hastalarda bulunan burun içi muayene bulgusu yoktur.
Burnun dış kısmında enine deri çizgisinde kırışıklık olabilir. Bu durum çocukluk çağında burnun sürekli olarak yukarı doğru ovulmasından sonra ortaya çıkar ve ''allerjik selam'' olarak adlandırılır. Burun mukozasında ödeme bağlı olarak gözaltlarında koyu renkli değişim olması ''Allerjik göz halkaları'' olarak adlandırılır. Allerjik rinitli hastaların 'Allerjik yüz (adenoid yüz) olarak adlandırılan tipik yüz görünümleri olabilir. Hayatın ilk yıllarında bir yıl süre ile açık ağızla nefes alındığında bu durum yüz ve çene kemiklerinde normal dışı gelişime yol açar, çene aşağıya doğru açı yapar, dişlerde gelişim bozukluğu ortaya çıkar.
Muayenenin en önemli rolü burun kemiğinde eğrilik, burun içinde polip, tümör ya da büyümüş konka (burun eti - kıkırdağı) gibi yapısal burun tıkanmasına yol açan nedenleri aramaktır.
Alerjik rinit tanısında allerjik deri testleri çok önemlidir. Günümüzde en çok kullanılan ve en pratik tanı yöntemi cilt testleridir. Allerjik deri testleri güvenilir sonuçlar verir ve kısa sürede tanı konmasına olanak sağlar, ayrıca ucuzdur.
Kanda IgE seviyesinin allerjik hastalıklardaki tanı değeri sınırlıdır.100-150u/ml üzerindeki değerler yüksek kabul edilir. Allerjik hastalığı olanların %50'de normal değerler bulunabildiği gibi allerjik hastalığı olmayanlarda ve paraziti olanlarda yüksek IgE düzeyleri bulunabilir.
Kanda sözkonusu alerjene karşı gelişen IgE'nin saptanması olarak tanımlanan spesifik IgE testi bugün kullanılan bir diğer tanı yöntemidir. Cilt duyarlılığından etkilenmemesi, ilaç etkileşimi olmaması avantajlarıdır, ancak geç sonuç vermesi, duyarlılık azlığı (yalancı negatif sonuç çıkma riski yüksek oluşu), bazı alerjenlerin eksik oluşu dezavantajlarıdır.
Allerjik deri testleri kanda bakılan alerjene özgül antikor (spesifik IgE) testlerine göre daha güvenilirdir.
Kanda eosinofil sayısı bakılması genel bir testtir. Eosinofil normalde kanda bulunan bir akyuvar çeşididir. Allerjik hastalıklarda, parazit bulunduğunda, bazı ilaçların kullanımında, bazı akciğer hastalıklarında artar. Diğer bulgular da allerjiyi düşündürüyorsa kanda eosinofil sayısı yüksekliği allerjiyi destekler, ancak neye allerjinin olduğu konusunda bir fikir vermez.
Nazal smear (burun sürüntüsü) hücresel incelenmesi ile allerjik rinitlilerde eosinofil hücrelerinin artmış olduğu görülebilir. Allerjik rinit tanısını destekler.
ALLERJİK RİNİT- ASTIM BİRLİKTELİĞİ
Yapılan çalışmalarda allerjik rinitli hastaların %20-40'da aynı zamanda astım olduğu saptanmıştır. Ayrıca astımlı hastaların %60-80'de Üst solunum yollarına ait şikayetler ve bulgular bulunmaktadır. Hatta rinit açısından sorgulama biraz daha ayrıntılı yapıldığında allerjik astımlı hastaların %98'de rinit varlığı saptanmıştır. Allerjik rinit hastalarına astım bulguları olmadığı halde solunum fonksiyon testi yapıldığında bronş aşırı duyarlılığının yüksek olduğu saptanmıştır. Rinitli hastalarda astım gelişme riskinin riniti olmayanlardan üç kat daha fazla olduğu ve rinitin astım için bir risk faktörü olduğu düşünülmektedir. Rinitin eşlik ettiği astım hastalarında tedavi edilmeyen allerjik rinitin astım kontrolünü de olumsuz etkilediği saptanmıştır.
Bu nedenle allerjik rinitli hastalar allerjik astım açısından, yine allerjik astımlı hastalar da allerjik rinit açısından incelenmelidir.
TEDAVİ
Allerjik rinit tedavisi
1.Allerjenden kaçınma
Alerjenden kaçınma tedavi stratejisinin ayrılmaz bir parçası olmalıdır.
2.İlaç tedavisi
a) Antihistaminik ilaçlar
En sık kullanılan ilaçlar; ağızdan antihistaminik ilaçlar, burundan sıkılan kortizonlu sprey şeklinde kullanılan ilaçlardır. İlaçlar hekim tarafından hastalığın şiddeti ve hastanın durumu değerlendirilerek verilmelidir. Hekim tarafından önerilen sürede düzenli kullanıldığında yararlıdırlar. Bilinen alerjenle karşılaşmadan 2 -5 saat önce verilmeleri durumunda koruyucu etki yaparlar.
b)Burundan sıkılan kortizonlu spreyler
Burundan sıkılan kortizonlu spreyler allerjik rinit tedavisinde çok etkili ilaçlardır. Burundaki kaşıntı, akıntı, hapşırık ve tıkanıklığı giderirler. Baş ağrısı, burunda kuruluk ve %5 oranında burun kanamasına neden olabilmektedir. Bunları önlemek için ilacı uygulamadan önce serum fizyolojikle iyi bir burun bakımı uygulanması önerilir.
c) Lökotrien reseptör antagonistleri
Lökotrien reseptör antagonistleri yeni ilaç grubu olarak, özellikle astım ile birlikte olan allerjik rinit hastalarında çok yararlı olmaktadır. Tedavi sonlandırıldıktan sonra ilaçların etkisi devam etmez. Bu nedenle hastalığı sürekli olanlarda tedavinin devamlılığı gerekir.
d) Anti IgE (Omalizumab)
Allerjik rinit için diğer bir tedavi seçeneği de Anti IgE (Omalizumab)dir. Allerjik reaksiyonu baskılamaya yönelik IgE antikorunu bloke edecek antikorlar geliştirilmiştir. Tedavi 2-4 haftalık damardan enjeksiyon şeklindedir. Sonuçlar yüz güldürücü olmakla birlikte tedavi maliyetinin yüksek(aylık 1000dolar civarı) oluşu kullanımı kısıtlar.
e) Çalışma aşamasında olan DNA aşıları allerjik hastalıkların tedavisinde umut verici görünmektedir.
3. Spesifik immunoterapi (Allerji aşısı)
İmmunoterapi 1900'lerin başında saman nezlesi tedavisinde kullanıma girmiştir. Allerjik hastalıkların tedavisindeki yeri çevre kontrolü ve ilaç tedavisinden sonra 3. sıradadır. Alerjenden korunmanın pek mümkün olmadığı, reaksiyonların hayatı tehdit edici olduğu ve de ilaç tedavisine cevabın az olduğu koşullarda immunoterapi düşünülmelidir. Allerjen immunoterapi allerji semptomlarını kontrol altına almada çok etkili olabilir. Spesifik alerjenin artan dozlarının cilt altına tolere edilebilen maksimum doza çıkılana kadar haftada bir veya iki kez verilmesinden ibarettir. İdame dozuna ulaşıldıktan sonra enjeksiyon aralıkları 1-2 haftadan ayda bir enjeksiyona çıkılarak tedavi 3-5 yıl sürdürülür. İlaç tedavisinden farklı olarak spesifik immunoterapinin etkisi tedavi bitiminden sonra da birkaç yıl boyunca sürer. Uygulanan bu spesifik allerjen immünoterapi programının allerjik astımdan korumada da etkin olduğu düşünülmektedir.
İmmunoterapi konunun uzmanı hekim tarafından uygulanmalı ve hasta uygulamadan sonra en az 20 dakika gözlenmelidir. Çocuklarda da uygun hastalarda spesifik immunoterapi etkili ve yararlıdır. Ancak 5 yaşından önce immunoterapiye başlanması önerilmez.
4. Takip
Uygun hasta takibi şikayetlerde azalma ve yaşam kalitesinde düzelme yaparak hastanın günlük hayatını daha rahat sürdürmesini sağlar. Düzenli kontroller hastalığı kontrol altında tutmayı sağlayacak en düşük ilaç dozunu bulmayı sağlar.
Hasta, aile ve hekim arasındaki etkili işbirliği ile allerjik rinitin başarı ile takibi yapılıp hastanın yaşam kalitesi düzeltilebilir.
Alerjinin nedenleri ?
Alerjiler, vücudun bağışıklık sisteminin alerjik maddelere zararlılarmış gibi tepki göstermesinden kaynaklanır. Bağışıklık sistemi alerjik maddeler ile savaşan antikorlar üreterek bunu gerçekleştirir. Antikorlar, bize zarar verebilecek virüs ve enfeksiyonlar ile savaşmak amacıyla bağışıklık sisteminde oluşturulan özel proteinlerdir. Vücut bir alerjik maddeye temas ettiğinde, salgılanan antikora Immunoglobulin E (IgE) adı verilir. Bu antikor öteki kan hücrelerinin daha fazla kimyasal (histamin de dahil) salgılamasına neden olur ve her ikisi birlikte alerjik tepkime semptomlarını başlatır. Histamin herhangi bir alerjik tepkimede oluşabilecek tipik semptomların çoğunun nedenidir:
• Akciğerlerin nefes borusu duvarlarında bulunan kaslar da dahil olarak kasların büzülmesine neden olur.
• Küçük damarlardan boşaltılan sıvı miktarını artırır ve böylece zarlar şişer.
• Burnunuzun iç kısmında üretilen sümük miktarını arttırır ve bu da bölgesel kaşınma ve yanmaya neden olur.
Atopi: Bazı insanlar alerjiye yatkındır. Bunun anlamı o insanların, ailelerinde olduğu için herhangi bir alerji geliştirmeleri olasılığının daha fazla olması emektir. Eğer bir alerjiye yatkınlığınız varsa bu duruma atopi denir. Atopik insanların vücutları normalden fazla IgE antikoru ürettiğinden alerji geliştirmeleri daha olasıdır. Atopi kalıtsal yollarla alınmasına rağmen alerji bozukluklarının gelişiminde çevresel etmenler de rol oynar. Bir ailenin tüm bireylerinin aynı oranda etkilenmemesinin nedeni budur. Hayatınızın ilk dönemlerinde alerjik maddelerle olan temas dereceniz özellikle önemlidir. Örneğin, sürekli sigara dumanı, ev toz akarları, polen, ev hayvanı ve belirli gıdalara maruz kalmak bu şeylere karşı alerji olma olasılığınızı arttırır. Hava kirliliği, işlenmiş gıdalar ve sık antibiyotik kullanımlarının tümü alerji geliştirme olasılığımızı arttırır. Binlerce alerjik madde vardır. En yaygın olanlardan bazıları:
• Ev ve toz akarları,
• Ot ve ağaç polenleri,
• Ev hayvanlarının deri veya tüyleri,
• Mantar veya küf sporları,
• Gıdalar (süt, yumurta, soya, deniz ürünleri, meyve ve kuruyemişler),
• Eşek arısı veya arı sokmaları,
• Belli başlı ilaçlar
• Lateks ve
• Nikel, lastik, koruyucu ve kimyasal reçineler.
alerji belirtileri nelerdir?
Alerjik tepkimeler alerjik madde ile ilk temasta değil de daha sonraki temaslarda ortaya çıkar. Bunun nedeni vücudun herhangi bir şeye karşı alerjik olabilmesi için o şeye duyarlılık geliştirmek zorunda olmasıdır.
Alerjik tepkimeler birçok farklı semptom ortaya çıkarır ve insanları farklı yönlerden etkiler. En yaygın semptomlardan bazıları şunlardır:
• Aksırma,
• Hırıltıyla soluma,
• Sinüs ağrısı (burnun yukarı kısmında, göz çevresinde ve kafatasının ön tarafında ağrı veya baskı hissi)
• Burun akıntısı,
• Öksürme,
• İsilik / kurdeşen,
• Şişlik,
• Göz, kulak, dudak, boğaz ve damak (ağız yuvası) kaşıntısı,
• Nefes darlığı ve
• Bulantı, kusma ve ishal
Bu semptomlara alerjiden başka durumların da neden olabileceğini ve bu semptomlardan bazılarının kendi başlarına hastalık olabileceklerini unutmamak gerekir.
Neyiniz olduğundan emin olmadığınız hallerde doktorunuzdan tavsiye isteyiniz.
Alerji
Dünya Alerji Örgütü 30 ülkeden 1 milyon 200 bin kişi üzerinde yaptığı araştırmada, bu rakamın yüzde 22'sinin (250 milyon) alerjik hastalıklardan birine yakalandığını belirledi. Türkiye'de ise alerjik astım görülme oranı yüzde 2-5, alerjik rinit yüzde 7.5-15, alerjik egzama yüzde 0.08-5, yiyecek alerjisi yüzde 5 oranında tespit edildi.
Avrupa’da yapılan araştırmalar, kıta nüfusunun yarısının 2015 yılı itibariyle bir tür alerjik hastalığa yakalanacağını ortaya koydu.
30 yıl önce astım vakalarının sadece üçte birinin alerjik olduğu, bugünse bu rakamın yüzde 80’lere kadar ulaştığı tespit edildi.
15 Temmuz 2008 Salı
ALLERJİ TESTLERİ
| Allerji varlığı ortaya koyan testlerdir. Diğer bir deyişle mevcut hastalığın allerjik bir nedeni varsa onu belirleyen testlerdir. Allerji biliminde allerji testlerinin yeri ve önemi büyüktür. ALLERJİ TESTLERİ HANGİ HASTALIKLARDA YAPILIR? Solunum yolu allerjileri (allerjik nezle ve astım) Gıda allerjileri Arı allerjileri İlaç allerjileri (bazılarında) Deri allerjileri (ürtiker ve anjioödem) Egzamalar (kontakt dermatit ve atopik dermatit) AYRICA; Tekrarlayan veya uzun süre devam eden SİNÜZİT, ÖKSÜRÜK, ORTA KULAK İLTİHABI ya da KONJUNKTİVİT (gözlerde kızarıklık ve kaşıntı hali) gibi durumlarda da yapılmasında fayda vardır. |
| ||||
| UYGULANAN TESTİN HASTAYA FAYDALI OLMASI İÇİN; En uygun test materyali belirlenmeli Test doğru, yani tekniğine uygun olarak uygulanmalı Elde edilen sonuçlar doğru yorumlanmalıdır. Hatalı uygulanmış veya yanlış yorumlanmış allerji testleri, gereksiz tedavilere ya da maddi kayıplara neden olmaktadır. Bu testlerin yapılmasına, allerji konusunda uzman (yani Allerji ve/veya Klinik İmmünoloji ihtisası olan) hekimler tarafından karar verilmeli ve uygulanmalıdır. ANCAK, [maalesef] allerji ve klinik immünoloji uzmanı olmadığı halde test maddeleri satın alıp allerji testlerini uygulamaya çalışanlara rastlanmaktadır. | ![]() |
1. PRİCK TEST (EPİDERMAL TEST)
En sık uygulanan allerji testidir. Hastaya ağrı ya da acı vermeyen, kısa sürede neticelenen bir testtir. Allerjik rinit (allerjik nezle), allerjik astım, ürtiker (kurdeşen ya da dabaz), gıda allerjisi, arı allerjisi gibi hastalıklarda uygulanır. Genellikle kolun iç kısmına yapılır. Allerjen içeren sıvı test materyali deriye damlatılır. Derinin en üst tabakasında küçük bir çizik oluşturularak allerjenin deriye sızması ve buradaki “allerji hücreleri” ile birleşmesi sağlanır. Bu uygulama “lancet” adı verilen steril ve tek kullanımlık ucu sivri materyallerle yapılır. Test uygulandıktan sonra 10-15 dakika beklenir ve takiben elde edilen deri cevapları değerlendirilir.
| Bazı ilaçlar testin hatalı sonuçlar vermesine neden olur: a. Antihistaminler yani allerji tedavisinde kullanılan ilaçlar b. Gribal enfeksiyonların tedavisinde kullanılan ilaçlar c. Bazı öksürük şurupları d. Mide hastalıklarının tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar e. Depresyon tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar. | Bu nedenle; Kullanmakta olduğunuz ilaçlar, test planlama aşamasında doktorunuz tarafından size sorulacaktır. HALEN ya da YAKIN ZAMANDA kullanmış olduğunuz TÜM İLAÇLARI doktorunuza bildiriniz. Allerji testi planlanıp randevunuz verildikten sonra, herhangi bir ilaç kullanmanız gerekirse, lütfen bu ilacın yapılacak olan testlere etkisinin olup olmadığını doktorunuza danışınız. |
KALP, ŞEKER HASTALIĞI ya da YÜKSEK TANSİYON gibi nedenlerle kullanmakta olduğunuz HAYATİ ÖNEM TAŞIYAN İLAÇLARINIZI allerji testini etkiler kaygısıyla KENDİ KENDİNİZE KESMEYİNİZ.
2. İNTRADERMAL TEST
Uygulama amacı ve genel prensipler Prick test ile aynıdır.
Ancak uygulama yöntemi ve kullanılan allerjenler farklıdır. Kapalı steril şişelerdeki allerjenler, çok ince uçlu bir enjektör (iğne) ile derinin biraz daha derin kısmına çok küçük miktarlarda enjekte edilir.
Test sonuçları 15-20 dakika beklendikten sonra değerlendirilir.
3. YAMA TESTİ (PATCH test)
Bu test öncekilerinden farklı amaçlarla yapılır ve daha uzun sürede değerlendirilir.
Temas egzaması (kontakt dermatit) olan hastalarda, egzamaya neden olan maddeleri belirlemek amacıyla uygulanır.
Yama testi sonuçları 48 - 72 saat sonra değerlendirilir. Bu süre içinde test materyali yerinden çıkartılmamalı ve ıslatılmamalıdır.
4. KANDA YAPILAN TESTLER
Değişik nedenlerle allerji deri testlerinin uygulanamadığı ya da deri test sonuçlarının çelişkili olduğu durumlarda kan örneği alınarak yapılan testlerdir.
Bu tür testler için aç karnına kan örneği verilmelidir.
ALLERJİK HASTALIKLAR NASIL OLUŞUR ?
Vücudumuzu hastalıklardan koruyan bağışıklık sistemi bazı kişilerde, normalde zararlı olmayan maddelere karşı da reaksiyon gösterebilir.
Atopik yani "allerjik bünyeye sahip" kişilerde, allerjenlerle bağışıklık sisteminin tekrarlayan karşılaşmaları sonucunda, allerjenlere karşı IgE tipinde antikorlar oluşur.
Bu sürece "duyarlılaşma" denir. Duyarlılaşma süreci tamamlandıktan sonra, allerjenle her temas sonrasında, kısa süre içinde kişide allerjik hastalık bulguları ortaya çıkar.
Bu olaylar mast hücresi ve bazofiller adı verilen ve üzerinde allerjene özel IgE antikoru taşıyan bir grup hücrenin salgıladığı mediatörler aracılığı ile gelişmektedir.
Bu mediatörlerin (başta histamin olmak üzere bir grup biokimyasal madde) etkisi ile hedef organlara ait (gözler, burun, solunum yolları gibi) allerji bulguları ortaya çıkar.
ALLERJİK HASTALIK BULGULARI NELERDİR ?
Deride
Ürtiker : Değişik büyüklüklerde olan kaşıntılı kabarıklıklardır. “Kurdeşen” veya “dabaz” olarak ta adlandırılır. (ayrıntılı bilgi için)
Anjioödem: Derinin alt tabakalarında sıvı birikmesi yani ödem ile ortaya çıkan şişliklerdir. Genellikle yüz, göz kapakları, dudaklar ve genital bölgede oluşur. (ayrıntılı bilgi için)
Göz ve üst solunum yollarında
Gözlerde kızarıklık ve kaşıntı,
Burun tıkanıklığı ya da burun akıntısı,
Burunda kaşıntı ve hapşırma.
Alt solunum yollarında
Solunum zorluğu,
Hışırtılı solunum (vizing),
Öksürük.
Kalp ve damar sisteminde
Çarpıntı (nabız sayısında artma),
Tansiyon düşüklüğü.
Mide-barsak sisteminde
Bulantı – kusma,
Karın ağrısı ya da karın krampları.
Sinir sisteminde
Şuur bulanıklığı,
Bayılma
Anafilaksi (allerjik şok)
Nadir de olsa tüm sistemlere ait bu bulguların hepsi birarada görülebilir ve anafilaksi olarak adlandırılır. Allerjik reaksiyonların en ağır şeklidir.
ALLERJEN NEDİR ?
Organizmada kendisine karşı özgün antikor (bağışıklık anti maddesi) oluşturan maddelere antijen denir.Bu antijen, allerjik bir durum geliştirirse, o zaman antijene allerjen adı verilmektedir. Allerjenler normalde çoğu insan için zararsız partiküllerdir. Ancak atopik yani "allerji gelişimine yatkın" bünyeli kişilerde allerjik hastalıklara neden olurlar. Polenler Polen bitkilerin erkek tohumudur. Çıplak gözle görülemeyen taneciklerdir. Bu tanecikler genellikle rüzgar yolu ile geniş alanlara dağılırlar. Polenler, çayır-ot (grass) polenleri, ağaç (tree) polenleri ve yabani ot (weed) polenleri olmak üzere genel olarak üçe ayrılır. Bu polenlerin bahar mevsimi içinde belli bir dağılımları vardır. Polen allerjisi olan hastaların şikayetleri de genellikle bu dağılımla uyumlu olmaktadır | ![]() |
| Mantar sporları (küf) Mantarların sporları allerjeniktir. Genellikle orta ısıda ve bol rutubetli yerlerde çoğalırlar. Ev dışında (bitkiler, hayvan artıkları ve toprak üzerinde) ve ev içinde (ıslak zeminler, duşlar, banyo örtüleri, klima ve nemlendirici cihazlar üzerinde) bulunabilirler. Bunların kesin bir mevsimsel periyodu olmamakla birlikte ilkbaharda sıcakların artmasıyla çoğalırlar ve ilk soğuklarla kaybolurlar. | ![]() ![]() |
| Ev tozu akarları (mite) Akarlar gözle görülemeyen, çevre koşullarına oldukça dayanıklı olan, sıcak ve nemli ortamlarda kolaylıkla çoğalabilen, ev tozu içinde yaşayan canlılardır. Akarların vücut proteinleri ve dışkıları allerjenik özelliktedir. Akar allerjenleri yastık, yatak, halı ve kumaş kaplı mobilya gibi toz tutan ev eşyalarında yüksek oranda bulunmaktadır. Bu allerjenlerin solunum yolu ile alınması, hastada allerjik yakınmaların başlamasına neden olmaktadır. Akarlar insan deri döküntüleri ile beslenmektedir ve insanların bulunduğu ortamlarda yaşarlar. Akarlar insanları ısırmaz, hastalık bulaştırma ve taşınmasına neden olmaz ve genellikle insanların üzerinde barınmazlar. Sadece kişi akarlara karşı duyarlı ise sorun oluşturan canlılardır. Klasik ev haşare ilaçları akarları öldürmemektedir.Bir gram ev tozu içinde 100-500 adeti canlı olmak üzere, yaklaşık olarak 19.000 adet akar bulunmaktadır. Yetişkin akarlar ortalama 6 hafta yaşarlar. Dişi akarlar bu süre içinde 40-80 yumurta bırakır. Bir akar yumurtası 4 hafta içinde yetişkin akara dönüşür. | |
| Hayvan allerjenleri Önceleri hayvanlara ait allerji vakaları daha çok kırsal kesimlerde görülürken, evde hayvan besleme alışkanlığında artış nedeniyle bugün şehirlerde yaşayan insanlarda da hayvan orijinli allerjenlere duyarlılık önemli ölçüde artmıştır. Kedi ve köpek allerjenleri en sık karşılaşılan allerjenlerdir. Hayvan orijinli antijenlerinden en önemlisi kedi allerjenleridir. Kedi beslenmeyen evlerde bile bu allerjenler yaygındır. Kedi allerjenleri asıl olarak hayvanın salyasında bulunmakta ve tüyleri üzerinde taşınmaktadır. Bu allerjenler oldukça yapışkan özelliktedir ve ev içinde duvarlarda ve diğer yüzeylerde bol miktarda bulunabilirler. Hayvanın uzaklaştırılmasından aylar sonra bile allerjenlerin etkileri devam etmektedir. Kuş tüyü allerjilerinin bir zaman çok önemli olduğu sanılıyordu. Ancak kuşlar daha çok tüyleri arasında mantarlar ve akarlar için uygun üreme ortamları sağladıkları için allerji gelişimine ve şikayetlerin ortaya çıkmasına neden olurlar. Kuş tüylerine ait olan allerjenik vasıf tüyler eskidikçe kaybolmaktadır. Önceleri at kılına allerji sıkça rastlanmaktaydı. Ancak günümüzde bu olay sadece at binenlerde veya at bakıcılarında gelişmektedir. | |
Hamamböceği allerjenleri
Özellikle eski binalarda ve birden fazla ailenin yaşadığı apartman türü yapılarda hamamböceği allerjenlerinin bulunması kaçınılmaz bir gerçektir. Hamamböceklerinin tamamen ortadan kaldırılması da çoğu kez mümkün olmamaktadır.
Hamamböceği allerjenleri ile duyarlılaşmış bir kişi hamamböceklerinin yaşadığı bir ortama girdiğinde allerjik şikayetleri ortaya çıkmaktadır.
Bu haşarelerin yaşamlarını sürdürmelerinde iki temel gereksinim ortamda nem ve gıda artıklarının bulunmasıdır.













