15 Temmuz 2008 Salı

ALLERJİ TESTLERİ


Allerji varlığı ortaya koyan testlerdir. Diğer bir deyişle mevcut hastalığın allerjik bir nedeni varsa onu belirleyen testlerdir. Allerji biliminde allerji testlerinin yeri ve önemi büyüktür.

ALLERJİ TESTLERİ HANGİ HASTALIKLARDA YAPILIR?

Solunum yolu allerjileri (allerjik nezle ve astım)

Gıda allerjileri

Arı allerjileri

İlaç allerjileri (bazılarında)

Deri allerjileri (ürtiker ve anjioödem)

Egzamalar (kontakt dermatit ve atopik dermatit)

AYRICA;

Tekrarlayan veya uzun süre devam eden SİNÜZİT, ÖKSÜRÜK, ORTA KULAK İLTİHABI ya da KONJUNKTİVİT (gözlerde kızarıklık ve kaşıntı hali) gibi durumlarda da yapılmasında fayda vardır.

UYGULANAN TESTİN HASTAYA FAYDALI OLMASI İÇİN;

En uygun test materyali belirlenmeli

Test doğru, yani tekniğine uygun olarak uygulanmalı

Elde edilen sonuçlar doğru yorumlanmalıdır.

Hatalı uygulanmış veya yanlış yorumlanmış allerji testleri, gereksiz tedavilere ya da maddi kayıplara neden olmaktadır.

Bu testlerin yapılmasına, allerji konusunda uzman (yani Allerji ve/veya Klinik İmmünoloji ihtisası olan) hekimler tarafından karar verilmeli ve uygulanmalıdır.

ANCAK, [maalesef] allerji ve klinik immünoloji uzmanı olmadığı halde test maddeleri satın alıp allerji testlerini uygulamaya çalışanlara rastlanmaktadır.

1. PRİCK TEST (EPİDERMAL TEST)

En sık uygulanan allerji testidir. Hastaya ağrı ya da acı vermeyen, kısa sürede neticelenen bir testtir. Allerjik rinit (allerjik nezle), allerjik astım, ürtiker (kurdeşen ya da dabaz), gıda allerjisi, arı allerjisi gibi hastalıklarda uygulanır. Genellikle kolun iç kısmına yapılır. Allerjen içeren sıvı test materyali deriye damlatılır. Derinin en üst tabakasında küçük bir çizik oluşturularak allerjenin deriye sızması ve buradaki “allerji hücreleri” ile birleşmesi sağlanır. Bu uygulama “lancet” adı verilen steril ve tek kullanımlık ucu sivri materyallerle yapılır. Test uygulandıktan sonra 10-15 dakika beklenir ve takiben elde edilen deri cevapları değerlendirilir.

Bazı ilaçlar testin hatalı sonuçlar vermesine neden olur:

a. Antihistaminler yani allerji tedavisinde kullanılan ilaçlar

b. Gribal enfeksiyonların tedavisinde kullanılan ilaçlar

c. Bazı öksürük şurupları

d. Mide hastalıklarının tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar

e. Depresyon tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar.

Bu nedenle;

Kullanmakta olduğunuz ilaçlar, test planlama aşamasında doktorunuz tarafından size sorulacaktır. HALEN ya da YAKIN ZAMANDA kullanmış olduğunuz TÜM İLAÇLARI doktorunuza bildiriniz.

Allerji testi planlanıp randevunuz verildikten sonra, herhangi bir ilaç kullanmanız gerekirse, lütfen bu ilacın yapılacak olan testlere etkisinin olup olmadığını doktorunuza danışınız.

KALP, ŞEKER HASTALIĞI ya da YÜKSEK TANSİYON gibi nedenlerle kullanmakta olduğunuz HAYATİ ÖNEM TAŞIYAN İLAÇLARINIZI allerji testini etkiler kaygısıyla KENDİ KENDİNİZE KESMEYİNİZ.

2. İNTRADERMAL TEST
Uygulama amacı ve genel prensipler Prick test ile aynıdır.

Ancak uygulama yöntemi ve kullanılan allerjenler farklıdır. Kapalı steril şişelerdeki allerjenler, çok ince uçlu bir enjektör (iğne) ile derinin biraz daha derin kısmına çok küçük miktarlarda enjekte edilir.

Test sonuçları 15-20 dakika beklendikten sonra değerlendirilir.

3. YAMA TESTİ (PATCH test)
Bu test öncekilerinden farklı amaçlarla yapılır ve daha uzun sürede değerlendirilir.

Temas egzaması (kontakt dermatit) olan hastalarda, egzamaya neden olan maddeleri belirlemek amacıyla uygulanır.

Yama testi sonuçları 48 - 72 saat sonra değerlendirilir. Bu süre içinde test materyali yerinden çıkartılmamalı ve ıslatılmamalıdır.

4. KANDA YAPILAN TESTLER
Değişik nedenlerle allerji deri testlerinin uygulanamadığı ya da deri test sonuçlarının çelişkili olduğu durumlarda kan örneği alınarak yapılan testlerdir.

Bu tür testler için aç karnına kan örneği verilmelidir.

ALLERJİK HASTALIKLAR NASIL OLUŞUR ?

Vücudumuzu hastalıklardan koruyan bağışıklık sistemi bazı kişilerde, normalde zararlı olmayan maddelere karşı da reaksiyon gösterebilir.

Atopik yani "allerjik bünyeye sahip" kişilerde, allerjenlerle bağışıklık sisteminin tekrarlayan karşılaşmaları sonucunda, allerjenlere karşı IgE tipinde antikorlar oluşur.

Bu sürece "duyarlılaşma" denir. Duyarlılaşma süreci tamamlandıktan sonra, allerjenle her temas sonrasında, kısa süre içinde kişide allerjik hastalık bulguları ortaya çıkar.

Bu olaylar mast hücresi ve bazofiller adı verilen ve üzerinde allerjene özel IgE antikoru taşıyan bir grup hücrenin salgıladığı mediatörler aracılığı ile gelişmektedir.

Bu mediatörlerin (başta histamin olmak üzere bir grup biokimyasal madde) etkisi ile hedef organlara ait (gözler, burun, solunum yolları gibi) allerji bulguları ortaya çıkar.

ALLERJİK HASTALIK BULGULARI NELERDİR ?

Deride

Ürtiker : Değişik büyüklüklerde olan kaşıntılı kabarıklıklardır. “Kurdeşen” veya “dabaz” olarak ta adlandırılır. (ayrıntılı bilgi için)

Anjioödem: Derinin alt tabakalarında sıvı birikmesi yani ödem ile ortaya çıkan şişliklerdir. Genellikle yüz, göz kapakları, dudaklar ve genital bölgede oluşur. (ayrıntılı bilgi için)

Göz ve üst solunum yollarında

Gözlerde kızarıklık ve kaşıntı,

Burun tıkanıklığı ya da burun akıntısı,

Burunda kaşıntı ve hapşırma.

Alt solunum yollarında

Solunum zorluğu,

Hışırtılı solunum (vizing),

Öksürük.

Kalp ve damar sisteminde

Çarpıntı (nabız sayısında artma),

Tansiyon düşüklüğü.

Mide-barsak sisteminde

Bulantı – kusma,

Karın ağrısı ya da karın krampları.

Sinir sisteminde

Şuur bulanıklığı,

Bayılma

Anafilaksi (allerjik şok)

Nadir de olsa tüm sistemlere ait bu bulguların hepsi birarada görülebilir ve anafilaksi olarak adlandırılır. Allerjik reaksiyonların en ağır şeklidir.

ALLERJEN NEDİR ?

Organizmada kendisine karşı özgün antikor (bağışıklık anti maddesi) oluşturan maddelere antijen denir.Bu antijen, allerjik bir durum geliştirirse, o zaman antijene allerjen adı verilmektedir.

Allerjenler normalde çoğu insan için zararsız partiküllerdir. Ancak atopik yani "allerji gelişimine yatkın" bünyeli kişilerde allerjik hastalıklara neden olurlar.

Polenler

Polen bitkilerin erkek tohumudur. Çıplak gözle görülemeyen taneciklerdir. Bu tanecikler genellikle rüzgar yolu ile geniş alanlara dağılırlar.

Polenler, çayır-ot (grass) polenleri, ağaç (tree) polenleri ve yabani ot (weed) polenleri olmak üzere genel olarak üçe ayrılır. Bu polenlerin bahar mevsimi içinde belli bir dağılımları vardır.

Polen allerjisi olan hastaların şikayetleri de genellikle bu dağılımla uyumlu olmaktadır

Mantar sporları (küf)

Mantarların sporları allerjeniktir. Genellikle orta ısıda ve bol rutubetli yerlerde çoğalırlar.

Ev dışında (bitkiler, hayvan artıkları ve toprak üzerinde) ve ev içinde (ıslak zeminler, duşlar, banyo örtüleri, klima ve nemlendirici cihazlar üzerinde) bulunabilirler.

Bunların kesin bir mevsimsel periyodu olmamakla birlikte ilkbaharda sıcakların artmasıyla çoğalırlar ve ilk soğuklarla kaybolurlar.

Ev tozu akarları (mite)

Akarlar gözle görülemeyen, çevre koşullarına oldukça dayanıklı olan, sıcak ve nemli ortamlarda kolaylıkla çoğalabilen, ev tozu içinde yaşayan canlılardır. Akarların vücut proteinleri ve dışkıları allerjenik özelliktedir. Akar allerjenleri yastık, yatak, halı ve kumaş kaplı mobilya gibi toz tutan ev eşyalarında yüksek oranda bulunmaktadır. Bu allerjenlerin solunum yolu ile alınması, hastada allerjik yakınmaların başlamasına neden olmaktadır.

Akarlar insan deri döküntüleri ile beslenmektedir ve insanların bulunduğu ortamlarda yaşarlar. Akarlar insanları ısırmaz, hastalık bulaştırma ve taşınmasına neden olmaz ve genellikle insanların üzerinde barınmazlar. Sadece kişi akarlara karşı duyarlı ise sorun oluşturan canlılardır.

Klasik ev haşare ilaçları akarları öldürmemektedir.Bir gram ev tozu içinde 100-500 adeti canlı olmak üzere, yaklaşık olarak 19.000 adet akar bulunmaktadır. Yetişkin akarlar ortalama 6 hafta yaşarlar. Dişi akarlar bu süre içinde 40-80 yumurta bırakır. Bir akar yumurtası 4 hafta içinde yetişkin akara dönüşür.

Hayvan allerjenleri

Önceleri hayvanlara ait allerji vakaları daha çok kırsal kesimlerde görülürken, evde hayvan besleme alışkanlığında artış nedeniyle bugün şehirlerde yaşayan insanlarda da hayvan orijinli allerjenlere duyarlılık önemli ölçüde artmıştır. Kedi ve köpek allerjenleri en sık karşılaşılan allerjenlerdir.

Hayvan orijinli antijenlerinden en önemlisi kedi allerjenleridir. Kedi beslenmeyen evlerde bile bu allerjenler yaygındır. Kedi allerjenleri asıl olarak hayvanın salyasında bulunmakta ve tüyleri üzerinde taşınmaktadır. Bu allerjenler oldukça yapışkan özelliktedir ve ev içinde duvarlarda ve diğer yüzeylerde bol miktarda bulunabilirler. Hayvanın uzaklaştırılmasından aylar sonra bile allerjenlerin etkileri devam etmektedir.

Kuş tüyü allerjilerinin bir zaman çok önemli olduğu sanılıyordu. Ancak kuşlar daha çok tüyleri arasında mantarlar ve akarlar için uygun üreme ortamları sağladıkları için allerji gelişimine ve şikayetlerin ortaya çıkmasına neden olurlar. Kuş tüylerine ait olan allerjenik vasıf tüyler eskidikçe kaybolmaktadır.

Önceleri at kılına allerji sıkça rastlanmaktaydı. Ancak günümüzde bu olay sadece at binenlerde veya at bakıcılarında gelişmektedir.

Hamamböceği allerjenleri

Özellikle eski binalarda ve birden fazla ailenin yaşadığı apartman türü yapılarda hamamböceği allerjenlerinin bulunması kaçınılmaz bir gerçektir. Hamamböceklerinin tamamen ortadan kaldırılması da çoğu kez mümkün olmamaktadır.

Hamamböceği allerjenleri ile duyarlılaşmış bir kişi hamamböceklerinin yaşadığı bir ortama girdiğinde allerjik şikayetleri ortaya çıkmaktadır.

Bu haşarelerin yaşamlarını sürdürmelerinde iki temel gereksinim ortamda nem ve gıda artıklarının bulunmasıdır.

ALLERJİ NEDİR ?

Allerji, normalde zararsız olan maddelere karşı anormal ve zararlı bağışıklık sistemi cevapları vermektir.

Bu karmaşık cümle ne anlama gelir? Bir örnekle açıklayalım: Bitki polenleri normalde insanlar için zararlı olmayan taneciklerdir. Ancak bazı kişilerde polenlere maruziyet nezle şikayetlerinin ortaya çıkmasına neden olur. Bu olay “allerji”, böyle kişiler de “atopik bünyeli” olarak adlandırılmaktadır.
Atopi; normalde zararsız olan maddelere karşı, “İmmunglobulin E” adı verilen bağışıklık sistemi maddelerinin aşırı miktarda yapılması özelliğidir.

Bu özellik genetik olarak kazanılmaktadır. Diğer bir deyişle atopik bünyeli bir kişi, allerjik hastalık gelişimine neden olan bu özelliğini anne ya da babasından geçen genlerle almaktadır.

Kişinin allerjik olup olmaması sadece genetik faktörlere bağlı değildir. Kalıtıma ek olarak “çevre”nin de allerji gelişiminde önemli bir rol oynadığı görülmektedir.

Belli bir zaman süresince belli bir allerjenle yüksek düzeyde karşılaşan bir kişinin o allerjene karşı duyarlılık kazanma şansı, daha az karşılaşan kişiye göre daha fazladır. Örneğin, erken yaşlarda yüksek miktarda ev tozu akarıyla karşılaşmanın, daha sonra ev tozu akarına allerjik olma riskini dramatik olarak arttırdığı kesin olarak gösterilmiştir.

Ayrıca, özellikle sigara dumanı başta olmak üzere bazı irritanlara maruziyet allerjenlere duyarlılaşmada önemli rol oynamaktadır.

AŞI TEDAVİSİ (İmmunoterapi)
İmmunoterapi nedir ?

Allerjik rinit ve arı allerjisi olanlarda (bazen durumu uygun olan hafif astımlı hastalarda), hastanın duyarlı olduğu allerjenlerin gittikçe artan dozlarda enjekte edilmesidir. Amaç, hastanın allerjik olduğu maddelere karşı duyarlılığını azaltmak ve allerjik şikayetleri önlemektir.

İmmunoterapi kimlere uygulanır ?

İlaç tedavilerinden yeterli oranda fayda görmeyen, şikayetleri yılboyu devam eden, ilaçları çeşitli nedenlerle kullanamayan ya da ilaca bağlı yan etkilerin gözlendiği ve aşı uygulanmasına engel bir başka sağlık sorunu olmayan hastalara uygulanır.

İmmunoterapi nasıl etki eder ?

İmmunoterapide kullanılan aşılar hastanın bağışıklık sistemine, duyarlı olduğu allerjenlere karşı "allerjik yanıt vermemelerini" öğretir.

İmmunoterapinin yan etkileri var mıdır ?

Enjeksiyonlardan hemen sonra bazen allerjik reaksiyonlar görülebilir. En sık gözlenen enjeksiyon yerinde kızarıklık ve şişlik oluşmasıdır.

Çok daha nadir olarak ta vücutta kızarıklık ve şişlik, nefes darlığı, öksürük gibi bulguların ortaya çıktığı şiddetli reaksiyonlar görülebilir. Bu reaksiyonlar genellikle enjeksiyonu takiben 20-30 dakika içinde geliştiğinden, hastaların aşıdan sonra uygulama yapılan yerde en az 30 dakika beklemesi gereklidir. Bu reaksiyonlar ivedi olarak tedavi edilir ve ortadan kaldırılır.

İmmunoterapinin bilinen başka bir yan etkisi yoktur.

Gebelikte immunoterapi uygulanır mı?

Gebelik sırasında yeni bir immunoterapi programına başlanmaz.

İmmunoterapi enjeksiyonları devam ederken hamilelik gelişen hastalarda ise, sorunsuz süren bir immunoterapi programına doz artırımı yapmadan devam edilebilir. İmmunoterapiye bağlı bebekte anormallik gelişmesi diye bir durum sözkonusu değildir.

ANCAK, bu konuda çoğu merkezin genel yaklaşımı (gelişebilecek bir sistemik reaksiyon ve onun tedavisinde kullanılması gereken ilaçlar vs gibi durumlar gözönüne alınarak) gebelikte immunoterapinin kesilmesi gibi emniyetli bir yolun seçilmesidir.

İmmünoterapide hastaların uyması gereken kurallar nelerdir?

Aşıların faydalı etkileri en erken 6 -12 ay içinde ortaya çıkmaya başlar. Bu nedenle özellikle ilk aylarda hastaların allerjilerine yönelik ilaç tedavilerine de devam etmeleri gereklidir.

Hastalar enjeksiyon için geldiğinde; bir önceki enjeksiyon sonrasındaki saatlerde sorun olup olmadığını, halen herhangi bir şikayetleri olup olmadığını doktorlarına ifade etmelidirler.

Enjeksiyondan sonraki ilk saatlerde aşırı fiziksel aktivite ve sıcak banyo yapılmamalıdır.

Herhangi bir nedenle başka bir hekim tarafından başlanmış olan "allerji dışı" ilaçlar hekime bildirilmelidir.

Enjeksiyondan sonra en az 30 dakika süre ile enjeksiyon yapılan merkezden ayrılmamalıdır.

Enjeksiyonlar nerede uygulanmalıdır?

İmmunoterapi enjeksiyonları mutlaka bu konuda ihtisas sahibi olan hekimler, yani ALLERJİ uzmanları ya da bu konuda deneyimi olan Klinik İmmünoloji uzmanları kontrolünde ve reaksiyon geliştiğinde acil tedavilerin uygulanabileceği merkezlerde, deneyimli sağlık personelince yapılmalıdır. Aşılar kesinlikle evde ya da iş yerinde yapılmamalıdır. Bu çok hatalı bir davranıştır.

Aşıların içinde ne var?

Aşıların içinde, hastanın allerjik olduğu allerjenler (polenler veya ev tozu akarları gibi) vardır.

Bu durum ancak deri testleriyle tespit edilebilir !

Aşılar özel tekniklerle ve steril şartlarda hazırlanmaktadır.

Günümüzde genellikle Sağlık Bakanlığı tarafından onaylı ve ruhsatlandırılmış aşılar kullanılmaktadır.

İmmünoterapi ile birlikte ilaç tedavisine devam edilecek mi?

İmmunoterapiye başlar başlamaz allerjik şikayetlerin kaybolmasını beklemek doğru değildir. Çünkü bu tedavinin faydalı etkileri en erken 6 ay-1 yıl içinde ortaya çıkmaya başlar.

Bu nedenle özellikle ilk aylarda hastaların allerjilerine yönelik ilaç tedavilerine devam etmeleri gereklidir.
Aşı tedavisine başlandı diye ilaçları birden kesmek, allerji şikayetlerinin şiddetlenmesine neden olacaktır.
Allerji ilaçlarına ne kadar süreyle ve hangi dozlarda devam edileceği size bildirilecektir.

İmmunoterapiden ne oranda fayda göreceğim tedavi öncesinden belli midir ?

Bu değişik faktörlerin bir arada bulunmasına bağlıdır. Deneyimli bir Allerji Uzmanı, tedaviye başlamadan önce bu faktörleri ayrıntılı olarak değerlendirir ve daha sonra aşı kararını verir.

Allerji testi ile allerjik olduğu tespit edilen herkese aşı başlamak modern allerji bilimine uygun değildir. Ancak ne yazık ki deneyimsiz ellerde bu tür uygulamalar sıklıkla gerçekleşmektedir.

İmmunoterapinin etkili olup olmadığı nasıl değerlendirilir ?

Aşı tedavisinin faydalı olup olmadığına, belli aralıklarla hastanın allerjik şikayetleri derecelendirilerek, aşı öncesi dereceler ile karşılaştırılmasıyla karar verilir. Bunun dışında bilinen daha faydalı bir yöntem yoktur.

Belli aralıklarda allerji deri testleri veya kan tetkiklerinin tekrar yapılması SADECE arı allerjisi için yapılan immunoterapilerde faydalıdır.

İmmunoterapi ne kadar süreyle uygulanır ?

Aşılar ortalama 4 yıl süreyle uygulanır. Bu her hasta için standart değildir. Gerekirse daha uzun süreler uygulanabilir. Bunun herhangi bir zararı yoktur.

ANCAK, bir hasta ortalama 18 ay süreyle aşılardan hiç fayda görmemiş ise, o tedaviye devam edilmesi uygun değildir.

İmmunoterapi enjeksiyonları hangi aralıklarla yapılır ?

Tedavinin başlangıcında haftada bir kez uygulanır. Belli bir doza gelindiğinde (idame dozu) bu süre uzar, onbeşgünde bir, ayda bir gibi aralıklara sırasıyla geçilir.


Allerjik hastalıklar kalıtsal yani genetik kökeni olan hastalıklardır. Bilinen hiçbir tedavi allerjik genetik yapıyı ortadan kaldıramaz. Ancak, immunoterapi allerjik şikayetleri başlatan en önemli etken olan allerjenlere karşı duyarlılığı büyük oranda azaltabilir. Aşı tedavisi bilgi ve tecrübe gerektirir. Tedavinin EMNİYETLİ ve BAŞARILI olması için, allerji testlerinin uygulanması, aşı kararının verilmesi, planlanması ve sürdürülmesi mutlaka bu konuda ihtisas sahibi olan hekimler, yani ALLERJİ uzmanları ya da bu konuda deneyimi olan Klinik İmmünoloji uzmanları tarafından yapılmalıdır.

HanMet

Yeni mekanımıza Hoşgeldiniz !!